top of page
Search

Kadın, ama İyi (+Erkek, ama İyi)

  • Senem Balaban
  • Jul 26
  • 5 min read

"Sürekli dışarıyı suçlamayı/yaftalamayı bırakır, kişisel açmazlarımızdan kurtulmak üzere çaba gösterirsek kendi duygusal seçimlerimizin sonucu olan, dolayısıyla validitesi de güvenilirliği de epey şüphe götüren cılız örneklemimizden yola çıkarak yaptığımız genellemelerin ötesine geçebiliriz."


Hayatında hiç kadın yokmuş, annesi, kız kardeşi, teyzesi, halası, kadın arkadaşları vs yokmuş, sanki kadınlardan izole bir ortamda yaşıyormuş gibi kadınları kötülemek için fırsat kollayanlar var. Kimisi kadınları "sevdiğini", kadınlar olmadan hayatın çok eksik olacağını söylemesine rağmen böyle davranıyor (Onlara göre kadınları sevmek lahmacun sevmek gibi bir şey sanırım). Kadınlar şöyle kadınlar böyle. Kadınlar da kadınlar. Biri trafikte saçma sapan bir şey mi yaptı, hemen bakıyorlar kesin kadındır diye, kadınsa adeta seviniyor, sonra sana dönüp “Kızacaksın ama al işte, kadın şoför bu da” diyorlar.


Ben sevdiğim birinin ait olduğu (ya da kendini ait hissettiği) bir grup hakkında kötü bir şey söylemeye mecbur kalsam üzülürüm. Hatta bu kişi sevdiğim, yakından tanıdığım biri olmasa bile, bir kere karşılaştığım, bir daha hiç karşılaşmayacağım bir yabancı olsa bile yine üzülürüm. Ama böyle kişiler üzülmedikleri gibi memnun oluyorlar, üstelik çoğu zaman mecburiyetten değil, lafı özellikle oraya getirerek bunları söylüyorlar. Sayıca da çoklar. Neden bu kadar memnunlar kadınlarla ilgili yaftalayıcı cümleler kurmaktan? Neden kadın kötüleme fırsatlarına balıklama atlıyorlar?


Trafikte saçma sapan bir şey yapan kadın şoförü gösterip “Kızacaksın ama al işte, kadın şoför bu da” dedikleri zaman boynumuzu büküp “Doğru” demediğimiz sürece doğru tepki vermiş kabul edilmiyoruz böylelerinin gözünde. Kadınların, şoförlük gibi konularda sistematik olarak küçümsendikleri bir toplumun içine doğduklarını vs bir kenara bırakalım, diyelim ki kadınlar iyi araba kullanması mümkün olmayan bir yapıya sahip olsunlar, bu alaycılık adil mi? Madem ki bu bizim engelimiz, nasıl bir vicdanın ürünüdür bu engelle dalga geçmek? Peki, itiraz kabul etmeyecek şekilde iyi araba kullanan kadınları (“erkek gibi”) iyi oldukları için yüceltmek? Yüceltme-aşağılama döngüsüne sıkışıp kalmış son derece sofistike bir mizojini bu.


Kadın, Ama İyi

Bir kadına “Kadınlar” diye başlayan yaftalayıcı cümleler kurup ondan itiraz etmemesini beklemek zalimce. İtiraz geldiği zaman “Sen öyle değilsin” demek de kusura bakılmasın da... ahmakça. Eskiden şöyle iğrenç laflar edildiğini duyardık: “Kürt, ama iyi.” Bu cümlenin Kürtler açısından ne kadar aşağılayıcı olduğunu, bir Kürt’ü karşınıza alıp “Kürtler şöyle, Kürtler böyle” diye saydırıp sonra “Ama sen öyle değilsin, yanlış anlama” demekteki kolaycılığı, yüzeyselliği, ikiyüzlülüğü, cehaleti vs artık çoğumuz görebiliyoruz ama söz konusu kadınlar olunca, aynı şey kadınlara yapılınca yine körleşiyoruz. "Ama" diyoruz, "Gerçekler bunlar." Keşke başka konularda da "gerçekleri" dile getirmeye bu kadar hevesli olsak.


Kadınlarla, en azından seçtiğiniz, hayatınıza aldığınız kadınlarla, iyi ilişkileriniz olsun istiyorsanız ya şikayet ettiğiniz, beğenmediğiniz, hoşlanmadığınız, eleştirdiğiniz tipte kadınlarla ilişki kurmayın ya da onları öyle kabul edip şikayeti bırakın. Yücelttiğiniz kadınlardaki yüce özelliklere sahip olmadığını görüp bir türlü saygı duyamadığınız bir kadını basiretiniz bağlandı da hayatınıza aldınız diyelim, ya da gençtiniz, kendinizi tanımıyordunuz, cahildiniz vs, bir şekilde hayatınıza aldınız, sonra ısrarla onunla çekişmek, onu küçümsemek, değiştirmeye çalışmak vs ne kadar büyük enerji kaybı... Öte yandan şikayet ettiğiniz kadınlardan değilse hayatınızdaki kadın, başka birtakım kadınlarda gözlemlediğiniz olumsuzlukların yükünü ona boşaltmanız da adil değil. Ben de yaygın olarak erkeklerde ifade bulan bir sürü olumsuz davranış gözlemliyorum ama bunları erkeklerin fıtratına atfetmiyorum çünkü fıtratları* buysa şikayet etmenin bir anlamı olmayacağını biliyorum bu bir, ikincisi de bunları muhatap olduğum erkeklere sayıp dökmüyorum, bir şekilde konuyu oraya getirip “Erkekler” diye başlayan yaftalayıcı cümleler kurmuyorum. Karşımdaki erkeğe olan saygımdan…


Bunun kadın versiyonu yok mu? Elbette var. "Erkekler" diye başlayan yaftalayıcı cümleler kurulmuyor mu? Tabii ki kuruluyor. Mesela: "Erkekler aldatır." (veya "Her erkek aldatır.") Allah allah, demek öyle… O zaman neden sürekli "Şerefsiz erkekler" diye şikayet ediyorsunuz? Her erkek aldatıyorsa madem, bu bir aslanın ceylana saldırmasına "şerefsizlik" demek gibi olmuyor mu? Ben eski eşimden "Düzgün bir insandır" diye bahsettiğim zaman alaycı bir şekilde "Tabi tabi" diyen, "O kadar düzgündü neden ayrıldınız madem?" diye soran kadınlar oluyor. Müzisyen diye çapkınlık (onun çapkınlığı) yüzünden ayrılmışız gibi düşünenler... Türlü türlü yaftalar... Ben övgü ya da hayranlık falan toplamak için ilişkilerini allayıp pullayan, adamların kötü özelliklerini gizlemeye çalışan biri değilim. Aradan on bir yıl geçmiş, olan bitenin muhasebesini en ince ayrıntısına kadar yapmışım. Onun hataları ne, benimkiler ne bulup çıkarmışım. Ve tüm bunların sonucunda "Eski eşim düzgün bir insan" diyorum. "Hatasız" demiyorum. "Günahıyla sevabıyla insan gibi insan" diyorum ki bana karşı da çok günah işlemiştir son dönemlerimizde. Ama ben işlemedim mi ona karşı? İşledim. Öğrendim, öğrendik ve ayrılıp hayatta bir sonraki level'a geçtik, hepsi bu. Hayatın ikinci yarısına birlikte hazırlandık, çıkarılması gereken dersleri çıkardık, yolumuza ayrı ayrı devam ediyoruz ikinci yarıda. (Ana konudan sapmış gibi görünüyor olabilirim ama "Erkekler böyle, kadınlar şöyle"den çıkıp biraz daha "insan" odaklı bakmamız hepimize iyi gelecek, bunu demek istiyorum bunları söylerken.)


Diğer yandan, kendimi üstün görüyor, "yanlış" seçimler yapan kadınlara ya da erkeklere tepeden bakıyor değilim. Zira ben de "yanlış" seçim yaptım kaç kere. Kötü seçim yaptığını kabul eden, yarasını sarıp yoluna devam eden insanlara saygım büyük. Benim derdim "Ben kötü bir seçim yaptım"ı kabul etmeyen, etse dahi "O kötü ve ben kurbanım" düşüncesinin bir adım ötesine gitmekten ısrarla kaçınan ve dünyadaki herkesi bu kalıba oturtmaya çalışanlarla. Dedim ya, ben de "yanlış" seçimler yaptım. Hatta onca lafımdan sonra, sanabilirsiniz ki evliliğimden önceydi bu yanlış seçimlerim; hayır, evliliğimden sonra çok zor ve yıpratıcı ilişkilerim oldu. Ama önemli olan hep bir şekilde ilerliyor olmak. Ben böyle bakıyorum. Kendi ruh sağlığını hiçe saymak pahasına o yıpratıcı ilişkilerin içinde gereğinden uzun süre sıkışıp kalmamak... Dolayısıyla berbat mı berbat bir ilişki yaşamış, o ilişkiden sonra yaralarını sarmak için belki aylar, belki yıllarca emek vermiş ve doğal olarak bu ex'lerinden söz ederken olumsuz konuşan, benim gibi "Düzgün insandır" demesi mümkün olmayan kişilere yükleniyor değilim (ben de öyle her ex'im hakkında bu denli olumlu konuşmuyorum zaten). Ortada söylenecek olumlu bir şey yokken olumlu konuşmak da bir hezeyan, gerçeklikten kopukluk. Kişileri, ilişkileri olduğu gibi görmek aslolan, iyi gelen. Gerçekleri saptırmamak...


Hem kadınlara hem erkeklere sesleniyorum. İnsan, hayatında belli tipte sorunların tekrar tekrar karşısına geldiğini görebilir, bu onun psikolojik/duygusal yapısından kaynaklanır büyük ölçüde. Konu kadın-erkek ilişkileri olduğu zaman da bu değişmez. Yani karşımıza sürekli aynı tipte kadınlar ya da erkekler çıkıyorsa bu, kadınların veya erkeklerin fıtratından (seküler dilde “genetiğinden”) ziyade bizimle ilgilidir çok zaman. Sürekli dışarıyı suçlamayı/yaftalamayı bırakır, kişisel açmazlarımızdan kurtulmak üzere çaba gösterirsek kendi duygusal seçimlerimizin sonucu olan, dolayısıyla validitesi de güvenilirliği de epey şüphe götüren cılız örneklemimizden yola çıkarak yaptığımız genellemelerin ötesine geçebiliriz. Böylelikle, şikayet ettiklerimizden azade bir hayat kurmamız, en azından bu yönde yol almamız, mümkün olur. Biz kendi hayatımıza bakalım. Genelleyici, yaftalayıcı sözleri tekrarlayıp durmamız biraz da kendi hayatımızın iplerini ele alma sorumluluğundan kaçma çabası.



*Fıtrat derken bir şeyin/birinin "doğası" kastediliyor ama insan kendi doğasını da şekillendirebilen bir varlık, bu da konunun ayrı bir boyutu. Yaşayabileceği yüzlerce farklı hayat, ilişki türü arasından bir şeyi seçip onu yaşamak insana dair bir şey. Deterministik bir yerden yaşamadığımız, hakikaten seçim yaptığımız durumlarda doğamız da bize bir yere kadar engel olabilir. Hep karşı tarafı suçlamak, hiç kendimize bakmamak bizim seçimsizliğimize, iradesizliğimize işaret. Bu sözlerim yanlış anlaşılmasın isterim. Bir ilişkinin muhasebesi yapılırken sadece kendimize bakalım, karşı tarafın yanlışlarına göz yumalım, demiyorum. "Karşı tarafın yanlışlarını gördüğümüz halde herhangi bir değişiklik yapmıyorsak bu ilişkinin sorunlarından biz de sorumluyuz" diyorum. Sorumluluğun tamamını biz alalım, demiyorum; daha tepeden, daha objektif, daha insancıl bakalım, diyorum. Objektif bakış insancıl değilmiş gibi okunabiliyor, soğuk görünebiliyor; ama hem karşımızdaki kişiyi bizim bir uzantımız olarak değil, kendi iradesi olan bir "insan" olarak görmenin iyi bir yolu hem de mobilitemize engel olmayacak, gerektiği takdirde harekete geçmemizi (örneğin bize göre olmadığını fark ettiğimiz ilişkiyi bitirmemizi) destekeleyecek bir bakış açısı. Zaman zaman da olsa, özellikle de içinden çıkamadığımız durumlar mevzubahisken, objektif olmak iyidir.

 
 
 

Recent Posts

See All
Some Çeviri -ve People- Problems (3. Bölüm)

Benim çevirmen olup çevirmenlik ya da “… dili ve edebiyatı” mezunu olmadığımı öğrenenler doğal olarak “Büyük ihtimalle kötü çevirmendir” diye düşünebilirler ama önceki bölümlerde bahsettiğim türde nüa

 
 
 
Some Çeviri Problems (2. Bölüm)

Birinci bölümü* "Dikkat gerektiren, otomatik pilottan çıkmayı, uyanık olmayı gerektiren inceliklere bazı örnekler vereyim" diyerek kapatmıştım, oradan devam ediyorum. (Elbette verilebilecek yüzlerce,

 
 
 

Comments


©2020 by Senem Balaban. Proudly created with Wix.com

bottom of page